Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

25 Kasım 2012 Pazar

PAZARTESİ SÖYLEŞİLERİ ARALIK AYI ROGRAMI


         Pazartesi söyleşileri Kasım ayı, Vehbi Moğol, Nalan Yılmaz, Ahmet Arabacı' nda sonra son haftasında Dr. Levent Mete'yi konuk ederek tamamlanacak. Aralık ayında da önemli konuklarımız var. 3 Aralık'ta NEVZAT SÜER SEZGİN  ile başlayacak olan Aralık programımız, 10 Aralık'ta SADIK YEMNİ 'nin katılımı ile hız kazanacak. 17 Aralık'ta Dr. DOĞANCAN ÖZSEL Ankara'dan gelip ısıtacak Kedi Kitabevi'ni. Ve 24 Aralık'ta konukların şaraplarını, kadehlerini alıp geleceği, şarabın tarihçesini dinlerken şarap tadımı üzerine bilgi alacağı bir söyleşi ile 2012 yılını sonlandıracağız, konuğumuz UFUK YÜCEL'in sunumu ile.   
     Bu yıl aylık programları hazırlarken bizi keyiflendiren, yorgunluğuna gerginliğine, telaşına değdiğini gördüğümüz şeyler yaşıyoruz. Konuklarımızın bizim kadar heyecanlandığını hissetmek, bizden daha fazla çaba harcadığını görmek, uzun uzun konuşmamıza gerek kalmadan " Elbette varım, kesinlikle gelirim"; cümlesini bir çırpıda söylemeleri yetiyor da artıyor. 2013' te de devamı için hırslandırıyor da. 
         Ocak ayı programını şimdiden not alın, pazartesi akşamları Bostanlı'da randevunuz var...

6 Kasım 2012 Salı

5 KASIM 2012 KONUK: VEHBİ MOĞOL, KONU: YÜZÜNCÜ YILINDA KARŞIYAKA VE KARŞIYAKALILIK


 Vehbi Moğol müthiş fotoğraf arşivi ile zaman tünelinde gezdirdi konukları. Omiros'un bahçesinde doğan bir düşün, bir kentin (Karşıyaka) doğuşuna nasıl paralel geliştiğini, mahallenin çocuklarının toprak sahada dolgu top peşinde koşarken, bir ülkenin doğuşunu da müjdelediğini anlattı kare kare. 






    Futbol değil SPOR KULÜBÜ olan Karşıyaka'nın, daha yirmili yılların başlarında deniz sporları ve tenisi de bünyesinde barındırmakla kalmayıp ikinci armasına nakşedişini gördük. Mahallenin gençlerinin önce formayı kaptığını sonra hem kenti hem de kulübü nasıl yönettiklerini dinledik Vehbi Moğol'un ağzındnan. Unutulan anılar canlanırken, bir baktık ki bir buçuk saatte ancak 1940 yılına gelebilmişiz. 




Kolay mı yüzyılllık bir geçmişi bir kaç saate sığdırabilmek. Sığmadı zaten. Karşıyakalılar bir araya gelir de Kaf Ka.f çekilmez mi, peki Kaf Kaf çekildikten sonra kafalar çekilmez mi? Çekilir elbet!   



    Dün akşam kedinin söyleşi gemisi, her hafta bir başka limana uğramak üzere demir aldı.










     

27 Ekim 2012 Cumartesi

PAZARTESİ SÖYLEŞİLERİ- YENİ SEZON


    2011 yılının yaz aylarında sadece fikir olan, Melih Ergen'in heyecan ve katkısı ile yol alan, kapanışını mayıs ayına kadar uzatıp İzmir'in tatil rehavetine kafa tutan Pazartesi Söyleşileri, kasım ayının ilk haftası başlama vuruşunu yapıyor. 5 Kasım Pazartesi günü yine 18.30'da Vehbi Moğol'un devasa fotoğraf arşivinin eşliğinde bir Kent ve o kent ile aynı dönemde var olan bir Spor Kulübünün ilişkisi anlatılacak. Varlığı ile Galeano'nun " Futbol, sadece futbol değildir." sözünü " Spor, sadece spor değildir." diye genişleterek olumlayan Karşıyaka Spor Kulübü bu sene 100. kuruluş yılını kutluyor. Kedi Kitabevi, var olduğu kente selam duracak Vehbi Moğol'un sunumu ile. Katılımcıları, 1912 yılının karanlık günlerinden alıp,1922 nin heyecan ve ümit dolu günlerine götürürken, bir kentin doğuşuna değişimine KSK tarihinden bakacağız.
     Katılımcıları interaktif olmaya davet eden, yeri geldiğinde tahrik edip konuk ile tartışmaya çağıran, sadece bilgi edinmeyi değil aynı zamanda bilgiyi paylaşmayı amaçlayan "Pazartesi Söyleşileri" başlıyor. 

 

5 Ekim 2012 Cuma

ATÖLYE KEDİ

      Yaz güneşe meftun, karanlığa küskün; "Ekim geldi, geceleri kışa emanet etme zamanıdır İzmir'de" söylemini sessizce kabullenme çabasında. Kara kedi, sırt çantasını boşaltıyor yavaş hareketlerle. Kitabevinin loşluğunda, rafları süzerken tüylerindeki ataleti silkelemekte. İki yılın pratiğini yılların birikimine ekleyerek, kimseyle yarışmadan, çekişmeden, kimseyi kırmadan; her yeni bilginin, her yeni sayfanın, yaşama damla olacağının bilincinde başlatıyor "Atölye Kedi"yi.
          Kendini arama çabası, varlığı arama işçiliğidir. Tekili imece ile çoğaltmak, klavuzun da yolcu olduğunu bilmektir. Bilgi sonsuzdur. 
         Yaratıcı Yazarlık Atölyesi, 06 Ekim 2012 saat : 15.00'de tanışma toplantısı ile başlıyor. katılmak isteyen herkesi bekleriz. İrtibat ve detaylı bilgi için, Kedi Kitabevi: 0- 232- 336 72 27

5 Eylül 2012 Çarşamba

YENİ YAYINLAR

    



           Yaz bitiyor.  kanında demir seviyesi düşük olanlar, ince hırkalarını giymeye başladı sahilde otururken. Serinlik, yaz uykusundakileri uyandırıyor. Havanın serinlemesi ile baskı makinaları da çalışmaya başladı nihayet. Baskıdan sıcak sıcak ilk çıkan ürünlernden birisi, Kedi Kitabevinin dergi raflarında yerini aldı.  Ankara'nın bozlak yanıklığında bir dergi, "Zamansız"; 'yelkovan ve akrebin istifini mürekkep yardımı ile bozmaya karar vermişler' toplantısından doğmuş. Doğduğu topraklarda kalmayıp, buraya kadar ulaşmış.
             Gayet iddialı, fiyakalı ve aylık olma çabasında. Rafta yerini aldı. 








İHSAN OKTAY'I BEKLERKEN....


    
         Tam beş yıl olmuş. Onu, Karşıyaka sokaklarında görebilirsiniz. Bir kitapçının önünde,
 çarşıda alışveriş yaparken, sahildeki kafede birasını yudumlar denizi izlerken... Tercihine saygınızdan, gözlerine bile bakmadan geçip gidersiniz yanından. Oysa tanıyan herkesin aklındaki sorudur: Düş görmeye ihtiyacımız var; ne zaman anlatacaksınız? 







       İhsan Oktay Anar'ın Yedinci Gün romanı, dağıtım tarihi öne alınarak yayınlandı. Yayınladığı hafta "çok satanlar" listesinde başa oturdu. Oğuz Atay'ın "Ben buradayım sevgili okur, sen nerdesin?" feryat- sorusuna inatla omuz silken okur yaramazlığını belki de " keyfimi bozmayın, her an keman çalmaya başlayabilirim"  diyerek  bastırabilen tek yazardır İhsan Oktay Anar. Her kitabının son sayfası bittikten sonra, uslu durursa çikolata ile ödüllendirileceğini bilen  çocuklara çevirdiği okurları sonunda ödüllerine kavuştu. 



20 Haziran 2012 Çarşamba

"YAZMAK" İÇİN EYLEM PLANI: YARATICI YAZARLIK ATÖLYESİ


         
           İlk ne zaman başladı?.. Sevgiliye yazılan aşk mektubu ile mi?Derinliklerinde kaybolduğunuz kuyudan çıkmak için mi kullandınız kelimeleri yoksa?
            Kalem mi seslendi size yoksa siz mi kaleme ıslık çaldınız?
           Hadi, itiraf edin…
          Uykunun kollarına atılmak için yatağa kendinizi bıraktığınızda, kelimeler gözlerinizin önünde uçuşuyor; yataktan fırlayıp, masanın üstüne dağılmış notların arasından kalem ve kâğıda ulaşmak için istek  de duyuyorsunuz değil mi?
          Ahh siz, mutlaka… otobüste, hemen yanınızda ayakta dikilen genç kızın cep telefonu ile yaptığı konuşmaya da kulak kabartıyorsunuzdur. Olay örgüsü, basit bir telefon konuşması ile başlasa da burada bitmiyordur. 
          Okuduğunuz kitapların kahramanlarına cümleleri yeniden yazdırdığınızı da mı gizliyorsunuz?
           “ Siz olsanız, böyle mi yazardınız o öyküyü?”… Yazmazdınız değil mi…
          Arada sırada da olsa,  utangaç bir gizlilikle çekingen cümleler dökülüyor mu elinizden ve o cümleler  çantanızda gizlenen küçük bir not defterinin sayfalarına iltica ediyor mu?
          Peki; yazdığınız satırları arada parmak uçlarınızla okşadığınız oluyor mu?...
          Cevaplarınız nedir bilmiyoruz ama...
          Yazmak "eylem" ise  plansız "eylem" olmaz...

BİZİMLE BİR EYLEM PLANLAMAYA VAR MISINIZ?

BETÜL YILMAZ YÖNETİMİNDE  "KEDİ KİTABEVİ YARATICI YAZARLIK  YAZ DÖNEMİ   ATÖLYESİ BAŞLIYOR. ÖNKAYIT VE BİLGİ İÇİN KEDİKİTABEVİ(AHMET BAKKAL)  ARAYABİLİRSİNİZ. (Tlf: 0232 336 72 27)

10 Haziran 2012 Pazar

SEZON FİNALİ


                    Akşamüstü. Binaların arasından sıyrılan güneşin dükkânlara girme mücadelesi gölgeliklerde eriyip gidiyordu. Parlak, kısa tüylü kara kedi, kitabevinin arka bölümünden salınarak geldi ve tam kapı eşiğinde durdu. Patilerini uzattı; önce gerindi, sonra ağzını kulaklarına kadar açarak esnedi. Başını kaldırdı, tenteye teslim olmuş güneş ışığına baktı. Belli belirsiz gülümsedi. Gözlerini yumduğu anda binalar kayboldu; asfalt toprağa, kaldırım taşları çimene, çöp bidonları ağaca dönüştü. Denizin sesi rüzgâra karıştı, ipekten fular olup dolandı boynuna. "Vakit doldu, gitme zamanı..."  fısıltıdan hallice, omzuna dostça dokunur gibi çalındı kulağına. Dönüp kasaya baktı; uzun saçlı, uzun keçi sakallı, gözlüklü adamın sesini tanıyordu. Haklıydı; yaz gelmiş, toprak ısınmış, güneşin  soğuğu önüne katıp var gücü ile kovaladığı zamanlar gelmişti. 
           

          Soğuk günler yeniden gelene kadar, ağırladığımız konukların sesleri dolanacak kitabevinde; köşeye saklanmış kelimeler, kitaplar hakkında konuşacak, söyleşileri çekiştirecekler belki. Belki de Kadir’in çay ocağından gelecek kahveyi, çayı gözleyecekler. Kimilerinin dudak büktüğü, tutmaz dediği bir uğraş, o konuklar sayesinde filizlendi duyuldu, yayıldı Bizans'tan Ankara'ya kadar. Karşı kıyıda yankı buldu, emsallerine öncülük etti. Olmaz denileni olduran bizler değildik; onlardı. 
                       
            
            Yirmi altı konuşmacı... Mümkün olduğunca her telden,mümkün olduğunca her çevreden, işinin uzmanlarını  ağırladık kırmızı koltukta. Şimdi hem tekrar edilmemesi gereken konular var elimizde hem de aşılması şart bir deneyim. Bir adım öteye taşınması gereken, hata kabul etmeyen,  Demokles'in kılıcı kadar keskin... Bu yüzden kedinin de dinlenmeye, enerji toplamaya ihtiyacı var; Kaptan öyle söyledi. Söylerken gözleri ışıldadı ve -bir an- ceketinin altından siyah bir kuyruğun ucu mu göründü ne... 
                      
            Gündüz Badak, Serkan İncekaş, Hakan Cem, Rehber Topuz, Şerife Yalçınkaya, Sina Akyol, İnci Doğaner, Sabri Şiriner, Şadan Gökovalı, Ozan Örmeci, Asuman Susam, Yelda Çetiner, Senih Özay, Yusuf Alper, Aydın Şimşek, Vehbi Moğol, Namık Kuyumcu, Özdemir Nutku, Zeynep Nutku, Doğancan Özsel, Cem Karagözlü, Gürol Tonbul, Şükrü Tül, Hakan Tartan... Hepinize yürekten, candan teşekkürlerimizle... 

 Yazı: AVRAM

Düzelti: SIRRAKALEM